Takımdaşlık

Yazımızın amacı; takımdaşlık kavramını, unsurlarını ve takımdaşlığın kimleri kapsadığına dikkat çekerek takımdaşlık bakış açısına sahip olmanın mümkün olduğunu yinelemektir. Kurum, şirket yöneticilerinin başarı ya da başarısızlık, vb. hemen herşeyden sorumlu oldukları düşünülür. Bilindiği gibi yalnızca yöneticilerden beklenen yönetim sadece bütünün parçalarından biri olduğundan sorumluluğun yalnızca bir bölümü yönetime aittir, ya bütünün geriye kalan kısmından kimler sorumlu olacak, kimler de günah keçisi olacak?

 

Kurumun, şirketin ayakta kalmasını ve sürekli bir gelişim göstermesi için evlerine ekmek götüren bütün çalışanların aynı duyguları paylaşmaları gerekir. Çalışanların enerjileri; sürekli olarak sorunları işaret etmeye ve günah keçileri bulmaya değil; sorunları çözmek, sorunlar, zayıflıklar karşısında öneriler üretmek için kullanılmalıdır.

Başarının (kazanmanın) hem yöneticilere hem de çalışanlara, bunlar arasındaki etkileşime bağlı olduğu unutulmamalıdır. Deneyimler takım çalışması ilkelerinin bir kurumda, bir şirkette hayata geçirilmesi durumunda çalışanların daha iyi işlev göreceğini göstermiştir.

Çalışanlardan müşterilerinin talep ve beklentilerini karşılamaları hatta mutlu çalışanlar (iyi bir çalışan), mutlu müşteriler oluşturabilmek için kendi arzularını, beklentilerini ve müşterilerinin beklentilerini karşılamakla yetinmeyip aşmaları beklenir. Bir şirkette verimlilik, kalite, insan ilişkileri ve eğitim rekabetle başedebilmek için mücadele edilmesi gereken en önemli unsurlar, stratejide olmazsa olmaz hususlardır. Bir şirketin verimliliğinin, kalitesinin, insan ilişkilerinin istenen düzeyde tutulup, geliştirilmesine katkısı olanlar; yöneticiler, çalışanlar ve paydaşlardır, yani herkes. Herkes verimlilik, kalite ve insan ilişkileriyle ilgili sorumluluğu paylaşmalı ve de katkıda bulunmalıdır.

Bir işi usülüne uygun yapabilmek için işini yapabiliyor olma ile iş yapma isteği (hevesi) yeterli koşul olarak gelirken işimizin; hayatımızın bir anlamı olabilmesi; kendimizin, müşterilerimizin beklentilerini karşılayabilmek için bunların yanısıra işini yaparken elinden gelenin en iyisini yapması beklenir.

Teknik, mesleki bilgi, beceri, fiziki kondisyon işi yapabiliyor olma ile ilgiliyken arzusu, hevesi iş yapma isteğini oluşturur. Bir çalışandan iyi bir takımdaş yani iyi bir çalışan olabilmesi için önce iyi bir dost, iyi bir arkadaş, iyi bir vatandaş olması beklenir.

İyi bir arkadaş, iyi bir dost, iyi bir vatandaş, iyi bir çalışandaki (takımdaşdaki) ortak özellikler nedir?

İyi bir arkadaş;

  • bana ilgi (dikkat) gösterir,
  • arkadaşlığımızı korumak için çaba gösterir,
  • beni dinler,
  • güçlü olduğum (üstün olduğum) yanlarımı görür,
  • zayıf yönlerimi kabul ederek hoşgörüyle karşılar,
  • başarıya ulaşmama yardım eder,
  • bana zaman ayırır,
  • ilişkilerimiz aynı zamanda vermeye de dayanır,
  • bana ve hayatıma karşı bağlılık duyar,
  • özdeğerimi güçlendiren davranışlar gösterir.

İyi bir vatandaş;

  • yasalara uyar,
  • toplumsal değerleri koruma konusunda sorumluluk duyar,
  • evrensel ilkeleri yaşantısının merkezine alarak eylemlerinde bunlara uygun davranışlar göstererek kendisi model olmaya çalışır,
  • toplumdan beklentilerinin yanında topluma katkıda bulunmaya hazırdır,
  • toplumsal yaşamın insanlara hem haklar hem de bazı yükümlülükler getirdiğinin bilincindedir,
  • haksız kazanç sağlama düşüncesi taşımaz,
  • konumunu ve nüfuzunu kendi çıkarı için kullanmaz.

İyi bir takımdaş (çalışan);

  • evine ekmek parası götürdüğü şirketindeki işine bütün kalbiyle kendini adamıştır,
  • yaptığı işte başka bir iş bulamadığı için değil, istediği için çalışmaktadır,
  • şirketindeki diğer insanlara ve şirketin hedeflerine bağlılık duyar,
  • şirketin başarı ve başarısızlıklarından kendini sorumlu tutar, hem kendi kişisel gelişimi hem de departmanının ve şirketinin gelişmesi konularında inisiyatif kullanır,
  • başka insanlara karşı ilgili ve saygılıdır, onların ihtiyaçlarını da dikkate alır,
  • iletişiminde açık ve dürüstür,
  • hatalarından ders alır,
  • kaliteyi korumak ve geliştirmek için bilinçli bir şekilde çaba gösterir,
  • iç disipline ve otokontrole sahiptir,
  • iş arkadaşlarını önemli müşteriler olarak görür.

İyi bir takımdaş (çalışan) olmanın anlamını açıklayabilmek için iyi bir vatandaş, iyi bir dost olmanın ne anlama geldiğine baktığımızda bunların birçok ortak özelliği olduğunu görürüz. Bu özellikler genellikle üzerinde çok durulmayıp, hakkında çok şey yazılıp çizilmeyen hatta konuşulmayan özelliklerdir. Nedir bunlar? Sorumluluk, bağlılık ve inisiyatif. Bunlar aynı zamanda takımdaşlığın üç temel unsurudur.

Yukarıdaki anlatımlarımızdan da görüldüğü gibi iyi bir takımdaş, çalışan olmanın unsurlarından pek çoğu iyi bir arkadaş ve iyi bir vatandaş olmak için de gerekli.

Takımdaşlık (iyi bir çalışan olma) tanımlamasına uyan kişilerin tutum ve davranışlarındaki temel özellikleri sorumluluk, bağlılık ve inisiyatif oluşturur.

Sorumluluk olmadan bir çalışanın şirketin hedeflerine ve çalışan diğer insanlara bağlılığını her zaman göstermesi ve şirketin daha iyi yerlere ulaşması, gelişmesi ve işlerin yolunda gitmesi yani şirketin verimliliğini, şirketteki ilişkileri ve kaliteyi geliştirmek ve başkalarına yardımcı olmak, ortaya çıkan sorunların çözümü, günlük faaliyetlerin dışında kalan konularda yapılacak iyileştirmeler için inisiyatif kullanması mümkün değildir. Sorumluluk en başta gelen bir unsurdur. Sorumluluk bir çalışanın hem kendi hem de başkaları adına sorumluluk duygusuna sahip olmayı gerektirir.

Takımdaşlık, bir çalışanın şirketinin ve kendi çıkarları dogrultusunda elinden gelenin en iyisini yapmasını konu almaktadır. Çalışanın takımdaşlık sergileyebilmesi için bir kişinin kendini şirketinin ulaşacağı sonuçlar açısından sorumlu hissetmesi gerekir. Eğer bir çalışan sorumluluk duygusundan yoksunsa onun şirketinin başarısını içtenlikle istemesi ve elinden gelenin en iyisini bu yönde ortaya koyması çok zordur.

Takımdaşlık yönetici için mi, çalışanlar için mi? Şirkette evlerine ekmek götürenlerin yöneticiler ve çalışanlar diye iki gruba ayrılmaları bir gerçeğin göz ardı edilmesine sebep olur. Yöneticiler yalnızca yönetici değildir onlar da aynı zamanda birer çalışan, çalışanlar da aynı zamanda yöneticidir. Tüm bunlara ek olarak her bireyin, kendi kendini, hayatını, kişisel gelişimini ve başkalarıyla olan ilişkilerini yönetme sorumluluğu vardır.

Bir insanın kendi kendini yönetmesi öz yönetim diye bilinen bir yönetim şeklidir. Öz yönetim, elden geldiği ölçüde zamanını doğru işler için kullanmayı, bu işleri planlamayı, planlara mümkün olduğunca uymayı, karar almayı, inisiyatif kullanmayı, zorluklarla karşılaştığında, moralinin düşük, duygusal olarak zayıf olduğunda dışarıdan bir motivasyon beklemeden kendi kendini motive etmesini, öz güven hesabını sürekli bir düzeyde tutabilmesini bilen (bunu öğrenmiş olan), lideri dışarıda aramayıp kendi kendisinin lideri olan, vizyon, misyon, hizmet, tutku anlayışına sahip olan bir yönetim şeklidir ve pek de kolay değildir. Örneğin; eğer bir çalışan çocukken seçim hakkını kullanmamışsa yani ayakkabı- sının, elbisesinin, vb. rengini onun adına ebeveyn ya da yakınları seçmişse bu onun yetişkin olduğunda karar vermesinde bir dezavantajdır. Çünkü kararlarında, hep birisini arar ki onun adına seçim hakkını kullansın.

Günümüzde bireysel anlamda planlama yapabilme becerisi, karar alabilme, inisiyatif kullanma yeteneği, vb. gerektiren işlerin sayısı giderek artmaktadır. Şirketteki çalışanların modern şirket yaklaşımları, yeterli eğitim, bilgiye sahip oldukları ve bunların da sürekli artıkları görülmektedir. Örneğin; Şebeke organizasynlar ve onların uzantısı olan sanal organizasyonlar, esnek zaman kullanımı, vb. Dolayısıyla da şirketler, yönetme işlevini yavaş yavaş da olsa yitiriyorlar mı?

Takımdaşlık bir şirkette ne iş yapıyor olursa olsun hangi kademe olursa olsun herkesi kapsar. Çalışanlardan takımdaşlık bakış açısına sahip olmaları ve bunları gerçekleştirmeleri yani takımdaşlık kültürünü yaratmaları beklenir. Bunlar sorumluluk, bağlılık ve inisiyatiftir.

Takımdaşlık, bir şirketin ayakta kalması ve gelişmesine katkıda bulunabilecek durumda olan ve bunu arzu eden herkes için geçerlidir.

Takımdaşlıkta amaç, tüm şirket çalışan, yönetici ve paydaşların enerjisinin şirketinin geleceğini güvence altına almak için devreye sokmaktır. Takımdaşlık kültürü ise; her bir çalışanın hem kendisinin hem de takımının kazanması için oynamasıdır.

Sonuç olarak iyi bir çalışan (takımdaş) lığın temelinde iyi bir arkadaş, iyi bir vatandaş olma bulunmaktadır. Bir kişiye iyi bir arkadaş diyebilmemiz için onun yanındayken kendimizi iyi hissedip, olmasını beklediğimiz özellikleri eğer onda bulursak iyi bir arkadaş deriz. İyi bir vatandaşın toplumdan beklentilerinin yanında o, topluma katkıda bulunmaya, yükümlülüklerini yerine getirmeye de hazırdır.

Başarmak- kazanmak için aynı bir futbol takımında olduğu gibi birlikte oynamanın ve herkesin elinden gelenin en iyisini yapmasının şart ve mükün olduğu takımdaşlık; şirketteki işlevi ne olursa olsun herkesi ilgilendirir. Takımdaşlık bakış açısına sahip bir çalışan sorumluluk, bağlılık ve inisiyatife sahip olmalı ve bu konuda kendini eğitmelidir. Hangi başarı alanlarında sorumluluk, bağlılık ve inisiyatif ? Verimlilik, kalite, insan ilişkileri ve eğitim alanında. Herkesin (çalışanın, yöneticinin, paydaşın) verimlilik, kalite, ilişkilerle ve eğitim ile ilgili sorumluluğu paylaşması ve bunların geliştirilmesine katkıda bulunması gerekir.